Çağrı Merkezi: 90 533 207 62 68

Sütyen Tarihi: Korsetten Günümüze 2000 Yıllık Yolculuk

Sütyen Tarihi: Korsetten Günümüze 2000 Yıllık Yolculuk

Bugün çekmecenizi açıp bir sütyen seçerken farkında olmadan binlerce yıllık bir tarihin mirasçısısınız. Antik Yunan atletlerin göğüs bantlarından, balinalı korselerin kasıp kavurduğu yüzyıllara; oradan iki mendili birbirine diken genç bir Amerikalı sosyetenin devrimine ve sonunda günümüzün spor sütyenlerine uzanan bu yolculuk, yalnızca bir giyim parçasının tarihi değildir. Sütyenin tarihi; kadınların bedenleri üzerindeki egemenlik mücadelelerinin, toplumsal normların ve özgürlük arayışlarının somutlaşmış halidir. Bu rehberde bu 2000 yıllık yolculuğu başından sonuna, hiçbir dönemi atlamadan ele alıyoruz.

Antik Çağda Göğüs Desteği: Strophion ve Mamillare

Sütyenin tarihi Milattan önce 14. yüzyıla, hatta daha öncesine uzanır. Antik Girit'te yaşamış Minos uygarlığının (M.Ö. 2700–1500) kalıntılarında göğüsleri destekleyen ve yukarı kaldıran giysiler giyen kadın figürleri betimlenmiştir. Bu, kayıtlı tarihteki ilk göğüs destek giysidir. Ancak modern anlamda bir sütyen değildir; göğüsler çoğunlukla açık bırakılır, destek giysi yalnızca biçimlendirme işlevi görürdü.

Antik Yunan kadınları göğüs desteği için apodesmos, stethodesmos ya da strophion adı verilen yün ya da keten bantlar kullanırdı. Bu bantlar göğsün etrafına sarılır ve arkada bağlanırdı. Aristophanes, iki ünlü oyununda — Lysistrata ve Thesmophoriazusae — bu nesneye doğrudan atıfta bulunur. Homeros'un İlyada'sında ise Afrodit'in göğüslerinden çözülen işlemeli kuşağından söz edilir: bu ifade, sütyene benzer bir giysiyi ima ettiği şeklinde yorumlanmaktadır. Antik dönemin ünlü hekimi Galen ise kadınların bu bantları kullanmalarını tamamen tıbbi gerekçelerle savunmuştur: "Göğüsler yumuşak ve nemli dokulardan oluştuğu için kendi ağırlıklarıyla aşağı çekilirler. Bu yüzden kadınlar hareketi dengelemek ve desteklemek için bir bant kullanırlar." Fiziksel ağırlığı taşıyan bu görüş, günümüz sütyen ergonomisinin 2000 yıl önceki ifadesidir.

Roma döneminde bu giysi strophium, mamillare ya da fascia pectoralis adlarını aldı. Romalı kadınlar Yunan geleneğini sürdürdü; ancak ilginç bir kültürel farklılık vardı: Roma'da büyük göğüsler estetik açıdan olumsuz karşılanırdı; yaşlılık ve çekicizliğin işareti sayılırdı. Bu yüzden genç kızlar göğüs dokusunun büyümesini önlemek amacıyla bantları sıkıca sarardı. Sicilya'daki Villa Romana del Casale'nin 4. yüzyıla ait ünlü mozaiğinde —"Bikini Kızları" olarak da bilinen sahnede— spor yapan kadınlar strophium ve alt bantla betimlenmiştir. Bu mozaik, bugüne ulaşmış en çarpıcı antik dönem göğüs desteği belgelerinden birini oluşturur.

2012 yılında Avusturya'da bir kalede yapılan arkeolojik kazılarda, 15. yüzyıla tarihlenen ve modern sütyenleri şaşırtıcı biçimde andıran keten iç çamaşırları bulundu. Ayrı kuplar ve askı şeritleriyle tasarlanmış bu parçalar, "modern sütyenin 1914'te icat edildiği" mitini yerle bir etti. Göğüs destek giysisi fikri, tarihin hiçbir döneminde tamamen ortadan kalkmamıştır.

Bilinmeyenler Köşesi: Romalı tarihçi Tacitus, M.S. 65 yılında Nero döneminde yaşanan Piso Komplosu davalarında bir kadının göğüs bandını kullanarak kendini astığını aktarır. Kadın işkenceye boyun eğmemeyi ve komplocu arkadaşlarını ele vermemeyi tercih etmiştir. Tacitus bu hareketi cesaret örneği olarak kaydeder.

Korsenin Yükselişi: 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl Sonuna

Orta Çağ boyunca kadınlar uzun keten gömlek giyer; bu temel giysi, dış kıyafetle beden arasında bir tampon katman işlevi görürdü. Rönesans'la birlikte, özellikle 16. yüzyılda Fransa ve İtalya'da köklü bir dönüşüm yaşandı: korse, Avrupa moda sahnesine girdi ve yaklaşık dört yüzyıl boyunca kadın iç giyimini tamamen egemenliği altına aldı.

İlk korseler "bir çift yapısal parça" anlamına gelen corps à baleine adıyla bilinirdi. Balina kemiği ya da metalden yapılmış çubuklar, sert kumaşa dikilir ve vücudu ters huni biçiminde şekillendirirdi: bel iyice sıkıştırılır, göğüsler yukarı itilir, kalça görünürleştirilirdi. Bu garip konfor, Rönesans'tan Viktorya döneminin sonuna kadar "çekici kadın silüeti"nin vazgeçilmez koşulu olarak dayatıldı.

Viktorya döneminde korseler doruk noktasına ulaştı. Bel çevresini 45–50 santimetreye indirmeyi hedefleyen bu giysiler; kaburga sıkışmasına, nefes darlığına ve organ yer değiştirmesine yol açıyordu. Özellikle 19. yüzyılın sonlarında tıp dünyası bu konuda ciddi uyarılar yayımlamaya başladı. Aralarında Amelia Bloomer ve Dr. Mary Edwards Walker gibi isimlerin de bulunduğu giyim reformcuları, korseyi kadın sağlığına yönelik bir saldırı olarak nitelendirdi. Birleşik Krallık'ta bu akımın öncülüğünü yapan kuruluşların başında Rational Dress Society geliyordu.

19. yüzyılın sonlarına doğru korse tasarımı değişmeye başladı. Düz ön iskelet, vücudu öne iten ve kalçaları arkaya çıkaran bir "S" silüeti yarattı. Bu konum hem estetik açıdan zorlayıcıydı hem de destek işlevini zayıflattı. Böylece bazı kadınlar korsenin üst kısmını ayrı bir parçaya bölme arayışına girdi. İşte bu noktada tarih, kilit bir kırılmaya yaklaşıyordu.

İlk Adım: Herminie Cadolle ve Korseni İkiye Bölmek (1889)

1889 yılı, sütyenin resmi tarihinde ilk büyük ismi sahneye çıkardı: Fransız modacı Herminie Cadolle (1845–1926). Korsenin bunaltıcı yapısından bıkan Cadolle, o yıl Paris'te düzenlenen Evrensel Sergide olağanüstü bir tasarım sundu: klasik korseyi iki ayrı parçaya böldü. Alt parça beli destekliyor, üst parça ise askılar aracılığıyla göğüsleri taşıyordu. Bu yenilikçi tasarıma ilk olarak corselet gorge adını verdi; sonradan le bien-être yani "esenlik" olarak tanındı.

Cadolle 1900 Paris Dünya Fuarı'nda tasarımını bir kez daha sergiledi ve 1905'ten itibaren yalnızca üst parçayı müstakil bir ürün olarak satmaya başladı. Fransızcada "boğaz destekleyicisi" anlamına gelen bu ürünün adı, bugün hâlâ Fransa'da kullanılan soutien-gorge terimini doğurdu. Herminie Cadolle'ün kurduğu aile şirketi, ölümünden sonra da varlığını sürdürdü ve Paris'te hâlâ faaliyetini sürdürmektedir.

Tarihçiler bu noktada haklı bir tartışma yürütürler: Cadolle mi yoksa Mary Phelps Jacob mı sütyeni icat etti? Net cevap şudur: Cadolle, korse anlayışından sapan ilk tasarımı geliştirdi ve kendi ülkesinde bunu ticari ürüne dönüştürdü. Jacob ise bu gelişmeden bağımsız olarak ABD'de ilk modern patenti aldı ve kitlesel yayılımı tetikledi. Her ikisi de bu tarihin baş kahramanlarıdır.

Modern Sütyenin Doğuşu: Mary Phelps Jacob'ın Patenti (1914)

1910 yılı, New York sosyetesinin genç bir üyesi olan Mary Phelps Jacob'un hayatında beklenmedik bir dönüm noktasıydı. O gece bir baloya katılacaktı. Seçtiği şık gece elbisesi, dönemin bütün modasına uygundu: ince, dökümlü ve hafifçe transparan. Tek sorun buydu: balinalı korsesi elbisenin yaka bölgesinden göründü ve o aşinalıkla bilinen korse çubuğu, şeffaf kumaşın altında rahatsız edici biçimde kendini ele verdi.

O gece Jacob, Fransız hizmetçisiyle birlikte iki ipek mendili pembe kurdele ve ince sicim kullanarak birbirine dikti. Bu basit ama dahiyane icat, göğüslerini destekledi, sıkıştırmadı, omuzlar üzerinde taşındı ve dışarıdan tamamen görünmez kaldı. Balonun diğer misafirleri bu yenilikten büyülenince Jacob, çevresindeki kadınlar için de birkaç tane daha yaptı; sonra her birine bir dolar talep etmeye başladı.

12 Şubat 1914'te Jacob, ABD Patent Ofisi'ne "Sırtı Açık Büstiyer" başlıklı patent başvurusunu yaptı. Patent belgesi, icadının "farklı büyüklükteki kadınlara uygun" olduğunu ve "tenis gibi şiddetli egzersizler sırasında dahi kullanılabileceğini" özellikle vurguluyordu. Bu tarih, Amerikan iç giyim tarihinin resmi başlangıç noktası olarak kabul edilir. Jacob, patentini sonradan Warner Brothers Corset Company'e 1.500 dolara sattı; o dönemin değeriyle yaklaşık 25.000 dolara karşılık gelen bu satışın gerçek değerini hayatının sonlarına doğru anlayacaktı. Warner's bu patent sayesinde sonraki on yılda 15 milyon dolar kazandı.

Birinci Dünya Savaşı (1914–1918), sütyenin yaygınlaşmasını beklenmedik bir biçimde hızlandırdı. 1917'de ABD Savaş Sanayii Kurulu, kadınlardan korse satın almayı bırakmalarını istedi; bu adımın amacı cephede kullanılacak metal kullanımını artırmaktı. Tahminlere göre bu kampanya yaklaşık 28.000 ton metal tasarrufu sağladı — iki savaş gemisi inşa etmeye yeterli bir miktar. Savaş fabrikalarında çalışmaya başlayan milyonlarca kadın için korse artık fiilen giyilemezdi; hareketin özgürlüğünü kısıtlıyordu. Sütyen, korseden bu koşullar altında devraldı bayrağı.

1920'ler ve 1930'lar: Flapper'dan Kap Bedenlerine

1920'lerin moda anlayışı, sütyenin işlevini tam anlamıyla tersine çevirdi. "Flapper" olarak adlandırılan genç kadınlar, dar bel, vurgulu kalça ve dolgun göğüs anlayışını reddetti; onun yerine düz, erkeksi bir silüeti benimsedi. Bu dönemde sütyen, göğüsleri desteklemeye değil tam tersine düzleştirmeye yarıyordu. Geniş bez bantları ya da bandeau biçimindeki sütyen modelleri göğüs dokusunu sıkıştırarak o döneme özgü "düz göğüs" görünümünü elde ediyordu. Tarihçi Cheree Berry, bu dönem için şunu söyler: "Sütyenler moda için bir stewarddır — moda değiştikçe onlar da değişir."

1930'lar büyük bir teknik sıçramayı getirdi. New York'lu terziler Ida ve William Rosenthal ile mağaza sahibi Enid Bissett, 1922'de Maiden Form markasını kurarak doğal göğüs şeklini destekleyen, düzleştirmeyen modeller ürettiler. Bu yaklaşım kısa sürede yaygınlaştı. Asıl devrim ise ölçülendirme alanında yaşandı: 1932'de S.H. Camp and Company, bugün hâlâ kullandığımız A, B, C, D kap sistematığini oluşturdu. Bu sayede kadınlar ilk kez göğüs hacmini ve gövde çevresini birbirinden bağımsız olarak belirleyebildi; korse çağında böyle bir ayrım hiç mümkün olmamıştı. Aynı dönemde ayarlanabilir askılar, dolgulu kuplar ve ilmek-göz kapama sistemleri de sütyen tasarımının standart unsurları haline geldi.

1930'ların bir diğer yeniliği, balinalı sütyenlerin yeniden gündeme girmesiydi. İlk ticari balinalı model 1931'de ABD'de satışa sunuldu; ancak kumaşın sertliğinden sıyrılıp cildi delebildiği için ilk dönemde rahatsızlık şikayetleri çok yüksekti. Kadınlar bu sorunla baş etmek için telin cilde değen kısımlarına kadife döşeme yaptırmaya başladılar.

1940'lar ve 1950'ler: Mermi Sütyen ve Sütyen Reklamcılığının Altın Çağı

İkinci Dünya Savaşı, sütyen tarihine iki farklı izlek açısından damgasını vurdu. Bir yanda cephede verilen savaş, diğer yanda fabrika hatlarında çalışmak zorunda kalan milyonlarca kadın. Bu kadınlar için sütyen artık estetik bir tercih değil, çalışma koşullarının gerektirdiği fonksiyonel bir araçtı: geniş askılar, kalın dolgular ve tam kaplama, uzun vardiyaların ağır koşullarına dayanıklılığı sağlıyordu. Hollywood yıldızları Lauren Bacall ve Jane Russell'ın popülerleştirdiği "süveter kızı" (sweater girl) estetik, dolgun ve konik biçimli bir sütyen talebini beraberinde getirdi.

1940'ların sonu ve 1950'lerin başı bu talebi karşıladı: mermi sütyen (bullet bra), ya da konik sütyen. Sarmal dikiş tekniğiyle sertleştirilmiş, sivrileştirilmiş kupları olan bu modeller göğse alışılmamış ve abartılı bir çıkıntı veriyordu. Hollywood-Maxwell ve Maidenform bu tasarımı kitlesel ölçekte pazara taşıdı. Marilyn Monroe, Patti Page ve Lana Turner gibi ikonlar bu silüeti sinemada ve dergi kapaklarında o döneme özgü bir arzu nesnesiyle özdeşleştirdi.

Aynı dönem, Frederick's of Hollywood'un kurucusu Avusturyalı-Amerikalı terzisi Frederick Mellinger'in sahnede belirdiği yıllara denk gelir. 1947'de ABD Ordusu'nun rütbeli isimlerinden ilham alan askeri "pin-up" posterlerinden ilham alarak ilk dolgulu sütyeni tasarladı; bir yıl sonra da ilk destekli (kaldırıcı) sütyeni piyasaya sürdü. Bu icatlar, göğüs şekillendirmenin tamamen yeni bir boyuta taşınmasını sağladı.

1950'ler aynı zamanda sütyen reklamcılığının altın çağıdır. Maidenform'un ünlü "Rüyamda..." (I Dreamed...) kampanyası, bir iç çamaşırı markasının o güne kadar ulaştığı en geniş kitleye sesleniyordu. 1958'de ise DuPont kimyageri Joseph Silvers, Lycra'yı (spandeks) icat etti. Orijinal uzunluğunun beş katına kadar gerilebilen ve eski biçimine dönen bu lif, sütyen tasarımını sonsuza dek değiştirdi: esneklik, ıslaklığa ve deterjanına direnç ve beden hareketine uyum sağlama, artık bir sütyen için standart beklentiydi.

1960'lar ve 1970'ler: Feminizm, Özgürlük ve Spor Sütyeninin Doğuşu

1960'lar, sütyen tarihindeki en tartışmalı bölümdür. Popüler kültürde "sütyen yakma" (bra burning) olarak yerleşmiş olan bu efsanenin gerçeği çok farklıdır. 7 Eylül 1968'de yaklaşık 200 feminist aktivist, New Jersey'deki Miss America güzellik yarışmasını protesto etmek için Atlantic City rıhtımında toplandı. "Özgürlük Çöp Kutusu"na sütyenler, jartiyer kemerler, yüksek topuklu ayakkabılar ve Playboy dergileri attılar. Ancak sütyen asla yakılmadı. Rıhtım ahşap bir zemine sahipti ve ateş yakılması yasaktı. New York Post muhabiri Lindsy Van Gelder, bu eylemi Vietnam Savaşı karşıtı askerlik belgesi yakma protestolarıyla bilinçli olarak ilişkilendiren bir yazı kaleme aldı; "sütyen yakma" efsanesi buradan doğdu. Van Gelder 1992'de bu yanlışı bizzat kabul etti.

Söz konusu protesto efsanesi her ne kadar yanlış olsa da sembolik önemi tartışılmazdır. 1960'ların feminist hareketi, sütyeni —ve tüm kadın iç giyimini— erkek egemenliğinin bir aracı olarak sorgulamaya başladı. "Sütyensizlik" hareketi bu yıllarda büyüdü ve 1970'lerin doğa yanlısı yaşam anlayışıyla beslenmeye devam etti.

Ancak 1970'lerin en önemli icadı sütyensizlik değil, tam tersi yönde geldi: spor sütyeni. 1977 yılında Lisa Lindahl ve Polly Smith, koşu sırasında meme dokusunun hasar görmesini önlemek için pratik bir çözüm arayışına girdiler. Bir koşu arkadaşının tavsiyesiyle iki adet erkek kasık desteğini (jockstrap) birbirine diktiler ve "Jogbra" adını verdiler. Bu basit prototip, büyük spor markalarının ilgisini çekti ve günümüzün yüksek destek sütyenlerinin doğrudan atası oldu. Spor sütyeninin icadı, kadın sporcuların performansı üzerinde o güne dek küçümsenen bir eşitsizliği ortadan kaldırdı.

1964'te Kanadalı tasarımcı Louise Poirier, 50'den fazla tasarım unsurunu bir araya getirdiği karmaşık bir sütyeni piyasaya sürdü: Wonderbra. Dekolte yaratmak için içeriye doğru kaldırma yapan bu model, o dönemde henüz fazla ilgi görmedi. Asıl şöhreti 30 yıl sonra kazanacaktı.

1980'ler ve 1990'lar: Wonderbra Devrimi ve Victoria's Secret Çağı

1990, sütyen tarihinin unutulmaz bir anını sundu: Madonna, Jean Paul Gaultier tarafından tasarlanan konik sütyeni Blonde Ambition dünya turnesinde sahnede giydi. Bu giysi, 1950'lerin mermi sütyeninin doğrudan revizyonuydu ve amacı açıktı: iç çamaşırını yalnızca altına saklanacak bir nesne olmaktan çıkarmak, görünür bir gücün ifadesine dönüştürmek. Bu hareket, "iç giyimden dış giyim" (innerwear as outerwear) akımının pop kültürdeki öncüsü oldu.

1994 yılında ise Wonderbra, İngiltere'de yeniden lansmanını yaptı. Model Eva Herzigova'yı "Merhaba Çocuklar" (Hello Boys) yazısıyla gösteren büyük boy reklam panoları, reklamcılık tarihinin en ikonik ve en tartışmalı görsellerinden birine dönüştü. Wonderbra İngiltere lansmanında ilk 10 günde 3.000 adet sattı; kısa sürede 50'den fazla ülkede dağıtıldı. Destekli, dolgu kaldırıcı sütyen, 1990'ların moda dünyasının yeni gözdesiydi.

1990'ların diğer büyük oyuncusu Victoria's Secret'tı. Başlangıçta İngiliz aristokrasisi çağrışımı taşıyan ince ve zarif bir imajla pazarlanan marka, 1980'lerin sonunda tamamen farklı bir yöne döndü: çekici, canlı ve cesur bir sütyen estetiğinin küresel temsilcisi oldu. Victoria's Secret Melek Modelleri ve yıllık defileler, 1990'ların ve 2000'lerin başının sütyen kültürünü şekillendirdi; ancak çeşitlilik eksikliği nedeniyle yoğun eleştiriye maruz kaldı.

2000'ler ve Günümüz: Konfor, Kapsayıcılık ve Teknoloji

21. yüzyılın ilk iki on yılı, sütyen tarihinde büyük bir anlayış dönüşümüne sahne oldu. 2018'de Rihanna'nın Savage X Fenty markasını kurması, sektördeki çeşitlilik tartışmasını köklü biçimde değiştirdi: farklı beden, ten rengi, etnik köken ve cinsiyet kimliğindeki modelleri defilelerinde öne çıkarmak, bir iç giyim markasının bunu ana marka kimliğine dönüştürmesi açısından o güne kadar eşi görülmemiş bir adımdı.

Pandemi dönemi (2020–2022), sütyen alışkanlıklarında beklenmedik bir kırılmaya yol açtı. Evde geçirilen uzun süreler ve rahat giyim tercihleri, balınasız sütyenler ile hafif, yapısal olmayan modellerin satışlarını önemli ölçüde artırdı. "Balınasız sütyen" ve "bralette" talep patlaması, konforun estetik kaygıların önüne geçtiği bir dönemin yansımasıydı. Mary Phelps Jacob'ın 1914'te korseden kaçışından 100 yıl sonra, tarih bir kez daha kendini tekrarlıyordu: kadınlar yeniden rahatlığı ve özgürlüğü ön plana çıkarıyordu.

Teknoloji cephesinde ise yeni kuşak sütyenler, 3D baskı ile kişiselleştirilmiş kalıplar, kalp atış hızı ve duruş takibi yapabilen akıllı sensörler, yüzde yüz geri dönüştürülmüş kumaşlardan üretilmiş sürdürülebilir modeller ve bellek köpüğü ya da silikon dolgularla hassas şekillendirme imkânı sunuyor. Baskı altında kalan mastektomi sütyeni sektörü de bu dönemde köklü bir dönüşüm geçirdi: meme kanseri hayatta kalanlarının kendi deneyimlerinden yola çıkarak kurduğu markalar, tıbbi görünümlü ürünlerin yerini estetik, yumuşak ve dikiş izi bırakmayan modellere bıraktı. Bugünkü iç giyim dünyasında sütyen; beden olumlaması, sürdürülebilirlik ve teknoloji üçgeninde yeniden tanımlanmaya devam ediyor. Hamilelik ve emzirme döneminde ise sütyen seçimi özel bir anlam taşır: emzirme sütyeni, bu sürecin en işlevsel ve en özenli parçasıdır.

Kısa Kronoloji: 2000 Yılın Özeti

DönemÖnemli Gelişme
M.Ö. 2700–1500 Minos uygarlığı: göğüsleri kaldıran ilk giysi biçimleri
M.Ö. 5. yy – M.S. 4. yy Yunan strophion, Roma mamillare ve fascia pectoralis; gündelik ya da atletik kullanım
15. yy Avusturya'da bulunan keten kupalı iç çamaşırlar (2012'de keşfedildi)
16. – 19. yy Korsenin dört yüzyıllık egemenliği; tıp dünyasının uyarıları ve giyim reformu hareketi
1889 Herminie Cadolle korseti ikiye böler; corselet gorge / soutien-gorge doğar
1914 Mary Phelps Jacob, ABD'de ilk modern sütyen patentini alır
1917 Birinci Dünya Savaşı metal tasarrufu kampanyası; korse fiilen tarihe karışır
1932 S.H. Camp and Company, A-B-C-D kap beden sistemini oluşturur
1940'lar–50'ler Mermi sütyen; Hollywood yıldızları ve "süveter kızı" estetiği
1958 DuPont Lycra patenti; sütyen tasarımında esneklik devrimi
1964 Louise Poirier Wonderbra'yı tasarlar
1968 Miss America protestosu; "sütyen yakma" efsanesi (yakmak hiç yaşanmadı)
1977 Lisa Lindahl ve Polly Smith, Jogbra'yı (spor sütyeni) icat eder
1990 Madonna Blonde Ambition turnesiyle konik sütyeni sahneye taşır
1994 Wonderbra İngiltere lansmanı; "Hello Boys" reklamı ikonlaşır
2018 Rihanna'nın Savage X Fenty markası; kapsayıcılık devriminin öncüsü
2020–günümüz Pandemi sonrası konfor önceliği; balınasız modellerin yükselişi; sürdürülebilir kumaşlar

Sütyenin tarihi, kadın bedeninin üzerindeki toplumsal müzakereyi yansıtır. Her dönemde sütyen; sıkıştırma ya da destekleme, gizleme ya da vurgulama, boyun eğme ya da özgürleşme gibi karşıt güçlerin gerilim noktasında durmuştur. Bugün raflardan seçilebilecek yüzlerce model arasında en uygun olanı bulmak için sütyen koleksiyonumuza göz atabilirsiniz.

Kaynaklar

Sıkça Sorulan Sorular

Sütyeni kim icat etti?
Tek bir mucit yoktur. 1889'da Fransız modacı Herminie Cadolle korseti ikiye bölerek üst kısmı bağımsız bir göğüs desteğine dönüştürdü. 1914'te ise Amerikalı sosyete kadını Mary Phelps Jacob (sonradan Caresse Crosby adını aldı), ABD'de ilk modern sütyen patentini aldı. Her ikisi de bu tarihin kurucu isimleridir.
Sütyen ne zaman icat edildi?
Göğüs desteği fikri M.Ö. 4. yüzyıla kadar uzanır (Yunan strophion). İlk modern tasarım 1889'da Herminie Cadolle'e aittir. Resmi ABD patenti ise 1914'te Mary Phelps Jacob tarafından alındı. Kitlesel üretim ve beden standardizasyonu 1930'larda başladı.
A-B-C-D beden sistemi nasıl ortaya çıktı?
1932 yılında Amerikalı şirket S.H. Camp and Company, göğüs hacmini harf sistemiyle derecelendiren ilk kap beden ölçeğini oluşturdu. Bu gelişmeden önce üreticiler tek bedene uygun esnek kumaşlara güveniyordu. Harf sistemi, kadınların kendi göğüs hacmine ve gövde çevresine göre doğru bedeni seçmesine ilk kez imkân tanıdı.
Feministler gerçekten sütyen mi yaktı?
Hayır. 1968'deki Miss America protestosunda aktivistler sütyenleri bir "Özgürlük Çöp Kutusu"na attı; ancak ahşap Atlantic City rıhtımında ateş yakmak yasaktı ve hiçbir sütyen yakılmadı. "Sütyen yakma" efsanesi, gazeteci Lindsy Van Gelder'in Vietnam Savaşı karşıtı askerlik belgesi yakma protestolarından yaptığı yanlış bir benzetmeden doğdu. Van Gelder bu hatayı 1992'de bizzat kabul etti.
Spor sütyeni ne zaman icat edildi?
1977 yılında Lisa Lindahl ve Polly Smith, iki erkek kasık desteğini (jockstrap) birbirine dikerek ilk spor sütyenini yarattı ve "Jogbra" adını verdi. Bu basit prototip, kadın sporcular için meme dokusu hasarını önlemenin önüne geçen ilk ürün olarak tarihe geçti ve günümüzün yüksek destek spor sütyen kategorisinin temelini attı.
Wonderbra ne zaman icat edildi?
Wonderbra 1964'te Kanadalı tasarımcı Louise Poirier tarafından geliştirildi; ancak asıl küresel şöhretini 1994'teki İngiltere lansmanıyla kazandı. Model Eva Herzigova'nın yer aldığı "Hello Boys" reklam kampanyası, reklamcılık tarihinin en tartışmalı ve en çok anılan görsellerinden biri haline geldi. Ürün ilk on günde 3.000 adet sattı.
Yorum Yap